Bu senin işletmen mi?
Bilgilerinin güncel olmasını sağla. Lütfen yeni müşteri bulmak için ücretsiz araçlarımızı kullan.

Yıl 1883. Dünyaca ünlü bir Fransız demiryolu şirketi dönemin aristokratları, ünlüleri ve milyonerlerine hizmet vermek üzere tarihin en uzun, en lüks yolculuk seferlerini tertip eder. Doğu Ekspresi (Orient Express) ismini taşıyan bu tren yolculuğunda, Paris’ten yola çıkan hazırun önce Münih’te eğleşir, ardından Viyana ve Sofya’nın tarihî güzelliklerine tanık olur, son olarak da İstanbul Sirkeci Garı’na gelerek Osmanlı payitahtında günlerini geçirirmiş. Uzun yolları aşıp gelen kıymetli misafirlere konaklamaları üzere hizmet veren bir mekân bulunmamasından dolayı Fransızlar, o yıllarda Beyoğlu Tepebaşı’nda tam da 19. yüzyıl İstanbul mimarisine uygun bir otel inşa ettiler. Zarif, dekoratif süslemelerin ön planda olduğu, bitkisel desenlerin ve kıvrımların sık kullanıldığı bir sanat akımı olan Art Nouveau tarzında, neo-klasik ve oryantalist mimariye göre çizilen Pera Palace, levanten mimar Alexander Vallaury tarafından tasarlandı ve yapımına 1892 yılında başlanarak 1895’te tamamlandı.

Yapıldığı günden bugüne Birinci Dünya Savaşı, İstanbul’un işgali, Kurtuluş Savaşı, Cumhuriyet’in ilanı ve İkinci Dünya Savaşı gibi hem Türk hem de dünya tarihini derinden etkilemiş olaylara tanıklık eden bu görkemli yapı, aynı zamanda birinci derecede tarihî eser statüsünde. Pera Palace, sadece mimari özellikleriyle değil, aynı zamanda yapımında ve dekorasyonunda kullanılan malzemelerle de tarihî özelliğini ve değerini koruyor. Ünlü İtalyan ressam, şair ve heykeltıraş Michelangelo’nun da kullanmasıyla meşhur, Antik Roma Döneminden bu yana işletilen Carrara ocaklarından getirtilen beyaz Carrara mermerleri Pera Palace’ın büyülü atmosferinin en önemli unsurlarından biri. Bunun dışında, ilk günden bu yana korunan ihtişamlı Murano avizeleri, tamamı el dokuması olan Uşak halıları ve otelin hemen her köşesinde görülen orijinal yazar kasa, büfe ve ilk oda anahtarları gibi antika mobilya ve eşyalar kolaylıkla insanı 1900’lü yıllara götürüyor.

Elektrik sarayın dışına Pera Palace ile çıktı

Ülkenin ilk enternasyonal oteli olma özelliğini taşıyan Pera Palace, elektrik gibi bulunmayan ve aslında pek de bilinmeyen nimetlerin de ilk görüldüğü yerlerdendir. Öyle ki elektrik Osmanlı saraylarından sonra ilk kez başka bir yapıda kullanılır olmuştur. Bunun dışında, İstanbul’da ilk, Avrupa’da ise Eiffel Kulesi’nden sonra ikinci sırada yer alan ve yaklaşık yüz yirmi yıldır kullanımda olan elektrikli asansör de bu yapıda yer alır. İlk akar sıcak suyun da yine bu yapıda kullanılması, Eyüp’ün uç kısımlarından Tepebaşı’na, Galata’dan Haliç’e uzanan manzarasıyla Pera Palace için döneminde beklenmedik bir gelişme değildir.

Daha önce de belirttiğimiz gibi, Pera Palace, 1900’lerde Avrupa’dan gelen çok önemli isimleri ağırlamış, onlara benzersiz bir İstanbul deneyimi yaşatmıştı. Bu isimlerin başında kimler var diye sorulacak olsa kuşkusuz akla gelecek ilk isimlerden biri ünlü İngiliz yazar Agatha Christie olacaktır. Kaleme aldığı seksen dedektif romanıyla aynı zamanda dünya edebiyatının da önemli aktörlerinden olan Christie, 1926 ve 1932 yılları arasında birçok defa Pera Palace’ın konuğu olmuş. Yazarın, en bilinen romanlarından biri olan “Doğu Ekspresi’nde Cinayet”i otelde kaldığı yaklaşık on üç gün boyunca yazdığı da rivayetler arasında. Ernest Hemingway otelin ağırladığı ünlü edebiyatçılardan bir diğeri. Amerikalı yazar 1922 yılında savaş muhabirliği yaptığı sıralarda otelde kalmış. Edebiyat dünyasının önemli isimlerinin yanı sıra, 1917 yılından itibaren Mustafa Kemal Atatürk de Pera Palace’da çok defalar kalmış. Daha çok cephe dönüşlerinde misafir olduğu otelde üst düzey misafirlerini de ağırlayan Atatürk’ün şahsi eşyaları, doğumunun yüzüncü senesi olan 1981’den bu yana olduğu gibi korunan odasında sergileniyor. Bu özelliği ile müze-otel olarak da tanımlanan otelin ağırladığı diğer önemli misafirler ise İsmet İnönü, Kral VIII. Edward, Kraliçe II. Elizabeth, Avusturya Macaristan İmparatoru Franz Joseph, Yugoslavya Devlet Başkanı Tito, İsveçli aktris Greta Garbo, Amerikan gerilim filmleri yönetmeni Alfred Hitchcock, Fransız romancı Pierre Loti, Romalı devlet adamı Marcus Tullius Cicero.