echo $theme;

Galata Surp Pirgiç Ermeni Katolik Kilisesi

Bu senin işletmen mi?
Bilgilerinin güncel olmasını sağla. Lütfen yeni müşteri bulmak için ücretsiz araçlarımızı kullan.

Ermeni Katolikler, Sultan II. Mahmud’ un 6 Ocak 1830 tarihli fermanıyla “millet” olarak tanınmış, Ankara'dan ve uzaklaştırıldıkları diğer bölgelerden döndükten sonra İstanbul'da kendi ruhani reislerinin seçimi ve İstanbul'da ilk Katolik Ermeni kilisesinin inşası için çalışmalara başlamışlardır. 15 Temmuz 1831'de temeli atılan ve 13 Ocak 1834’te ibadete açılan bu mabed Surp Pirgiç' e adanmıştır. Galata Surp Pirgiç Kilisesi'nin yapımına tanık olan Mikael Aznavuryan, bu kilisenin inşasını detaylı bir biçimde anlatmıştır.

Kilisenin yerinin Galata ve Beyoğlu olması konusunda iki ayrı görüş öne sürülmüş, sonunda Galata'da yapılmasında uzlaşılmıştır. Aslında Galata'da yaşayan Katolik Ermeni cemaatinin ileri gelenleri kilise ve Patriklik konutu için gerekli toprağı satın almışlardı. Katoliklere düşman bazı çevreler, Ermeni Katoliklerle Avrupalı Katoliklerin ilişkilerini engellemek için sivil otoriteyi etkilemişlerdir. Devlet yetkilileri kilisenin şehir merkezinin dışında olmasını öngörmüş, ancak Başpiskopos Hagopos Çukuryan eliyle Sultan II. Mahmud' a sunulan bir dilekçeyle, hem sivil hem de dini otoritenin izni elde edilmiştir. Katolik Ermeniler' in özverili gayretleriyle yapılan ve bu cemaat için ulusal bir nitelik taşıyan kilisenin inşasında Apostolik Ermeni Kilisesi'ne mensup saygın Ermeniler de yardımlarını esirgememişlerdir. Özellikle Kazaz Artin Amira büyük destek sağlamış, fakat kilisenin kutsanma göremeden vefat etmiştir.

Güneyden Kemeraltı Caddesi, doğudan Ala Geyik (eski adı Patrik) ve batıdan Kuyu Sokakları ile çevrilmiş olan Surp Pirgiç Kilisesi'nin yanındaki yapı 1831-1834 yılları arasında papazlara tahsis edilmiş, Sakızağacı Surp Asdvadzadzin Ermeni Kilisesi'ne taşınmasına dek, Patrikhane olarak kullanılmıştır, 1959-1960 yılında dıştan ve 1965-1966 yılında da içten iki önemli restorasyon görmüş olan iki katlı kilise, Kemeraltı Caddesi'nde batı-doğu yönünde dört yuvarlak kemerle açılan bir arkad üzerinde yükselmektedir. Bu kısım daha sonraları iş yeri haline getirilerek kiraya verilmiştir.

Kuyu Sokağı'ndaki yuvarlak kemerli ve mermer söveli bir kapı, kiliseyi eliptik bir biçimde batıdan çevreleyen iki katlı yapının ortasındaki üç kemerli bir geçişle avluya bağlanır. Kilise, altı basamaklı bir merdivenle avluya açılan ve ana girişi vurgulayan payeli batı cephesiyle bir tapınak izlenimi uyandırır. İçten beş çapraz tonozla örtülmüş olan girişin üstü balkon biçimindedir. İç strüktürü dış cephelere yansımış olan yapının çapraz tonozlu üst örtüsü, dıştan düz bir çatıyla kapatılmıştır. Kilisenin almaşık beden duvarları iki sıra tuğla ve bir sıra düzgün kesme taşla örülmüştür. Özellikle ikinci katta dikkat çeken derzlerle kasetlenmiş duvar dokusu, avluyu çevreleyen konutlarda daha belirgindir. Kilise ikinci katta, kuzey-güney cephelerde dörder ve batıda üç yuvarlak kemerleri tuğla örgülü, üç bölümlü büyük pencerelerle dışarıya açılır. Avlunun güneyinde bu kompleksin yapımını belgeleyen kitabeli bir taş pano bulunur. Kilisenin küçük çan kulesi Kemeraltı'na bakan cephede saçağın üstüne kondurulmuştur.

Surp Pirgiç Kilisesi için hazırlanmış olan plan, ünlü mimarların onayını almak üzere Viyana'ya gönderilmiş, tonoz yüksekliğinin, mimari elemanlara oranla on endaze daha alçak oluşu dışında eksiksiz bulunmuştur. Payeli ön girişin gerisindeki üç kapıyla üç bölümlü nartekse girilir. Baklava formunda kasetlenmiş alçak ahşap tavanlarla örtülü narteksin üzerindeki galeri, yan kanatlarda iki kat düzenindedir. Geniş bir dikdörtgen içinde üç nefli bir planla yaptırılan kilisenin naosunda, altı adet dörtlü ayak sistemiyle haç planlı bir tasarım ve çapraz tonozlu dokuz bölümlü bir üst örtü meydana gelmiştir. Orta ve yan nefler, mermer korkuluklarla naostan ayrılan apsis bölümleriyle tamamlanır. Kilisede toplam beş sunak mevcut olup, kuzey-güney yan neflerdeki sunaklar, saçak bordürüne kadar yükselen perde motifli duvar süslemesiyle vurgulanmıştır.

Apsis yarım kubbeleri ve tonoz kemerlerinin iç yüzeylerinde kare-baklava ve altıgen formlu kasetler, içleri gül ve başak demetleri, asma yaprağı-üzüm salkımı kabartmalarla değerlendirilmiştir. Dairesel beş basamaklı bir platform üzerinde altın yaldızlı yivli sütunçelerle taşınan, yıldızlı bir çemberle taçlanmış ana sunak, omuzunda taşıdığı haçıyla, insani bir görünümle betimlenmiş bir Hazreti İsa tablosuyla anlam kazanır. Dışa taşkın ana apsisin duvar yüzeyinde fresko tarzında tek renkle boyanmış mimarili bir kompozisyonda nişler içinde Surp Tatyos ve Surp Partoghemios'u betimleyen çıplak iki figür dikkati çeker. Biri vaftizhane olarak kullanılan çapraz tonozlu yan şapellerin kapılarını taçlandıran rokoko kıvrımlı, kerübinli, hayat ağacını andıran süslemeler ve yan apsislerde de benzer duvar bezemeleri mevcuttur. Tonoz eteğinde altın yaldızlı girlant-meşale-çelenk bezemeli geniş bir bordür galeri katından apsislere kadar tüm mekânı dolanır. Tüm taşıyıcılar mermer görünümlü boyayla renklendirilmiştir. Kilisenin inşası sırasında İtalya'da yaptırılmış olan ve Meryem Ana’ya adanmış kuzey yan sunağı değerlendiren Meryem Ana ve çocuk İsa tablosu kilisenin tarihinde özel bir yer tutar. 1831 yılında kilisenin yapımının devam ettiği günlerde İstanbul'da şiddetli bir veba salgını baş göstermiş ve üç yıl sürmüştür. Kilisenin kararıyla Ermeni Katolik din adamları söz konusu Meryem Ana tablosunu dua ve ilahilerle tüm Galata sokaklarında dolaştırmışlardır. İmanlı bir kalabalığın da katıldığı bu törenden sonra Tanrısal bir mucizeyle salgın durmuş, bunun üzerine Sultan II. Mahmud yapımı bitmek üzere olan bu kiliseye elmas taşlı yıldız biçiminde bir iğne armağan etmiştir, 25 Mart'ta meydana gelen bu olay, o tarihten itibaren her yıl Büyük Paskalya yortusunun ertesinde, ölüler gününde anılmaktadır. Surp Pirgiç Kilisesi içinde narteksten itibaren tüm duvarlarda, 19. yüzyıla tarihlenen ve Galata ve Beyoğlu'nda yaşamış Katolik Ermeni cemaatinin ileri gelen ailelerinin adlarını veren otuza yakın ölüm ve anma kitabesi bulunur. Cemaatin ilk ruhani reisi Başpsikopos Andon Nurican, ikinci ruhani reisi Başpsikopos Maruş Boğos, Bilezikçi Boğos Ağa Surp Pirgiç Kilisesi'ne gömülmüştür.

İlk Katolik Ermeni patriklik kilisesi olarak özenle inşa edilen bu yapı hantal dış görünümüne karşın, batı cephesindeki payeli ön girişle ve iç mekânındaki sütunlu düzenlemelerle bir tapınak izlenimi veren uyumlu bir estetikle biçimlenmiştir.